200 TL ve üzeri alışverişlerde KARGO ÜCRETSİZ
0
0 Adet
Toplam: 0,00 TL
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.
Sepete Git

Anı Yaşamak

02/09/2020 11:33:47

Her şeyin değişken olmasına uyum sağlamak zordur. İnsan sabitleri olduğunda değişkenliği kaldırabilen bir canlı. Evi, işi düzeni varken gönül rahatlığıyla tatile çıkmak gibi. Kalabalık bir akşam yemeği telaşından sonra oturup kahve içebileceğini bilmek gibi. Çocuklar uyurken kitap okumak gibi. O zaman zihnin çıktığı yolculuk insanı bir başka boyuta taşıyabiliyor. Her şey değişken ve hareketli iken düşünmek, tasarlamak, hayal kurmak mümkün olmuyor.

Halbuki hayat durağan değil. Her şey değişim ve dönüşüm halinde. Mevsimler, aylar, doğa, insan dönüşüm halinde hatta en sağlam objeler bile durduğu yerde eskiyor. Fakat algımızın altında veya metabolizma hızımıza uygun bir yavaşlıkta olan bu şeyler bizi yormuyor. Hatta gerekli buluyoruz bir mevsimin değişimini. Akşamüstü yorulunca gecenin gelişini yadırgamıyoruz. Uyuyup dinlenip sabah enerjik bir şekilde tekrar güne başlamak istiyoruz. Düşünün perdeyi açıp güneşin doğmamış olduğunu görsek çok şaşırır hatta travmaya girerdik. Hayat kendi olağan hızında akarken ona uyumlu olarak yaşadıklarımız bizi yormak bir yana dinlendiriyor. Çünkü bu bildiğimiz sabitler bize değişim ve dönüşüm imkanı sağlıyor. Bir yola çıkmak, bir şeyi bitirmek, yeni bir şeye başlamak, düşünmek, sevmek, yorulmak ama tüm bunları kıvamını oturtarak yapmak yorulsa da insana haz veriyor.

Çocukken parkta sallandığımız salıncaklar, kaydırak, tahterevalli bize eğlenceli gelirdi. Çocuksu enerjinin, hareketliliğin doğasına uygundu çünkü. Şimdi de bir salıncağa oturmak zevk veriyor. Ayaklarımızı göğe uzata uzata sallanmak da isteyebiliyoruz çocuklar gibi. İşte bu hareketi özlemek durağanlık içinde kaldıkça oluyor. Hareket azaldığında, değişkenleri arttırmak istediğimizde… Hani bazen arabaya binip nereye olursa gitmek istersiniz. Yol altınızdan kaysın, yanınızdan figürler geçsin istersiniz. Pandeminin şehirlerarası yasakları kalkınca çoğu insanın yaptığı gibi. İhtiyaç böyle bir şey. Ve tekrar anlıyoruz ki hiçbir şey durağan olmamalı.

r1.jpg

Hareketin de durağanlığın da çokluğu bize zarar veriyor aslında. Hareketliyken durağan zamanları, durağanlıkta hareketli zamanları özlüyoruz. İçinde bulunduğumuz şartları kendimiz oluşturmuş olsak da şikayet ediyoruz, başımıza kontrolsüz gelmişse de şikayet ediyoruz. Peki her geçen günün tekrarı olmayacağına ve biz değişip dönüştüğümüze göre bu zamanların telafisi var mı? Aslında yok.

r2.jpg

Her gün, her saat, her an değerli. İçinde bulunduğumuz her durum belki şu an anlamıyor olsak da değerli. Bazen insan kendi hayatını başkasınınkini yaşıyor gibi yaşar; kendi hayatına misafir gibidir. Ya da başkalarının hayatını kendisininki gibi yaşar. Nasıl bir illüzyonsa bu kendimizi zaman zaman kaptırdığımız akış bizi kuşatır. Aslında zihnimizin içindeki dünya isteklerimizin, duygularımızın, direnç noktalarımızın, alışkanlıklarımızın oluşturduğu bir illüzyondur. Bu yüzden gerçekten hiç uzaklaşmamak.

r3.jpg

Aslında zaten herkes içgüdüsel veya bilinçli olarak bunu isterken neden mutsuz oluyoruz ? Anı yaşamak kavramını şimdi içinde bulunduğumuz şartlarda bu yüzden tekrar sorgulamak gerekiyor. Pandemi var, sıkıntılar var, anı yaşayamıyorum şikayetleri oluştuğunda ‘bu zaman geri gelecek mi’ diye tekrar sormak gerekiyor. Ziyan edilebilir mi her hangi bir an?

Yaz sonbahara dönüyor, yılın en güzel yaşanabilir zamanları. Soyut olarak hazır değilse insan somut olarak rahatlatan şeyleri düzenleyerek uyum sağlayabilir bu geçişe. Kıyafet bulmak örneğin hiç zor değil. Yazlık elbisenin üzerine bir hırka alıp çıkmak, eteğin üzerine akşamüstü çıkarken bir sweat shirt giymek insanı özgür de kılıyor. Şimdi kat kat giyinmek moda iken kendi tarzını oluşturmak da işin bir başka zevkli tarafı.

Uzun lafın kısası yeniden düşünme zamanı. Gücümüz yettiğince, yapabildiklerimizi arttırmaya çalışarak, biraz yorulup biraz dinlenerek ve her zaman söylediğimiz gibi doğadan ilham alarak. Çünkü onun ne enerjisi bitiyor, ne duruyor, ne yavaşlıyor, ne hızlanıyor. Her şey mükemmel bir kıvamda dönüşüyor. Bunu anladığı an insan da mutlulukla dönüşüyor. Anı yaşamak aslında ana uyum sağlamak değil mi ?

r4.jpg

Fotoğraflar : Jasmine Alfonzo, timesoftindia.com, mysocialmate-pinterest, Pinterest: the best rain photos, Jeremy Zucker