MFW-istanbul
Moda

Mercedes Fashion Week – İSTANBUL

Eylül ayında dünyanın önemli kentlerinde moda haftaları ünlü modacılara sahne olmuştu. Geçtiğimiz günlerde de İstanbul’da Merecedes Fashion Week düzenlendi.  Bu tip etkinlikler moda trendlerini gösterirken bir yandan modacıların tasarım şovudur. Bu yüzden bazı kıyafetleri gördüğümüzde bunları kim giyer, giyen var mıdır sorusu aklımıza geliyor.  Her ne olursa olsun moda etkinlikleri bir iletişim aracıdır. Algılanan dünyanın dışa vurumudur. Kişisel değildir, bir şeyi işaret eder, bir sloganı vardır. Dünyada olan bitenin bir parçasıdır. Milano’da gördüğümüz aktarımla Paris’te gördüğümüz aynı değildir. Fakat yine de aynı trendi anlatır. O yıl 80’ler ilhamı varsa bunu her defilede görürüz. Yüksek bel, asimetrik kesim, dar paça, bol kesim, moda olan her neyse, nerede olursanız olun o detayı görürsünüz.

İstanbul Fashion Week de Eylül’de izlediğimiz defileler ile benzer detayları anlatıyordu. 2019 Kış ve 2019 Yaz temalı etkinlikte kışa rağmen saten elbiseler, transparanlar, tek omuz ve V yaka detayları gördük. Yazın yüksek belli, kemerli pantolonlar, midi ve uzun elbiseler, romantizim, çiçekli katmanlar, ilkbahar için trençkotlar, kat kat giyilen kombinasyonlar gördük.

Şunu söyleyebiliriz ki geçen senelerden farklı olarak 2019 kışında döşemelik, perdelik desenleri elbiselerde göreceğiz. Kadifeyi en ışıltılı haliyle bu döşemeliklerle kombin edeceğiz.Ve tabi sateni, şifonu da.  Parlak kumaşlar gündelik yaşamımıza girecek. Bir saraydan çıkmış gibi geliyor kulağa değil mi ?

Yazın ise olabildiğince fonksiyonel her şey. Elbiseler çok rahat ama bir o kadar feminen, pantolonlar cepli ve düğmeli, ceketler çoğunlukla düğmesiz ve belden kuşakla bağlanıp vücuda oturtulan. Gömleklerde yakalar hiç sıkıcı değil, kollar ve omuzlar çok rahat.

Bir de parlaklık var ki insanın gözü zor alışsa da sokakta görmeye başladık bile. Altın ve platin renkli değil sadece; pembe, mor, eflatun, mavi, sarı, küf yeşili janjanlı bomber montlar, yağmurluklar çıktı. Hatta pantolonlarda da parlak giyilecek gibi duruyor. Eskiden olsa ‘sahne kıyefeti gibi’ derdik. Ama şimdi öyle kombinler yapıyoruz ki keten beyaz bir pantolonla altın renkli janjanlı bir bomber ceket gözümüze hoş geliyor.

Moda psikoloğu olan Dawnn Karen bu parlaklık modasını dünyanın bir süredir  içinde bulunduğu kaosa bağlıyor. Parlaklık kutlama aracıdır, düğün, parti, disco gibi yerleri anımsatır. Neden sokakta parlak giyinmek istiyor insan sorusunu  ‘umut isteği’ olarak yorumluyor. İnsanın bugün teknoloji ve sınırsız ulaşımla geldiği noktada ‘hayallerin gerçek olabileceği’ gerçek üstü bir algı illüzyonundan bahsediyor. Sinemadan ve illüstrasyonlardan biliriz, hayallerin renkleri de parlak ve pembe-mavi tonlarında geçiş yapmaz mı ?

Bir diğer öne çıkan şey ise ‘free style’. Ama öyle istediğimi giyerim havasında değil.  Çok can alıcı bir noktadan çıkıyor; kıyafetleri geri dönüştürmek. T-shirt’ünüzün kollarını kesip eski klasik gömleğinizin kollarını ve yakasını buna ekleyebilirsiniz ya da daralan eteğinizi önden kesip beline bir kuşak ekleyerek elbisenizin üzerine ikinci bir katman olarak bağlayabilirsiniz. Eskiyen çantanızın cebini kotunuza ekleyebilirsiniz. Veya aklınıza gelen ne ise…Bütün bunlar sürdürülebilir bir dünya için. Kendi tasarımımızı yapmamıza da olanak sağlıyor. Benzersiz bir kendi giysimiz oluyor. Bu hareketle dünyanın ihtiyacı ile kişiselleşmenin ihtiyacının birleşmesi çok anlamlı değil mi ?