200 TL ve üzeri alışverişlerde KARGO ÜCRETSİZ
0
0 Adet
Toplam: 0,00 TL
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.
Sepete Git

Yeniden Algılayış

24/06/2020 12:50:07

Hiç beklemediğimiz bir anda evde hiç ummadığımız kadar zaman geçirmek hepimizde bazı şeyleri önplana çıkarttı. Uzmanların görüşüne göre artan eğilim ‘daha fazla hissediyor olmak’. Pandemi öncesi koşuşturmacalar, evde ve dışarda birbiri ardına sıralanmış sorumluluklar veyaedinilmiş görevler vardı. Durup düşünmeye vakit ayırmak için bunu da planlar arasına sokmamızgerekiyordu. Buzdolabına iliştirilmiş‘ kendine vakit ayır’ notu veya belki ajandadaki ‘yoga dersi’ satırı.Eve kapanmaya başladığımızda kısıtlı mekanda yapılacak çok az şey var gibi görünüyor iken aradangeçen iki ay sonunda bunun hiç de öyle olmadığını gördük.

Günlük rutinler uzun zamana yayıldığı için her yaptığımızı daha fazla hissetme imkanı bulduk.Biliyorsunuz mutfakta daha önce denemediğimiz şeyleri yapmaya başladık hatta bunlara çocukları dakattık. Bunu yaparken yapma ve yeme zamanı uzun olduğundan yediklerimizin tadına, malzemesinenasıl odaklandıysak diğer insani ihtiyaçlarda da aynı şekilde ‘tat almaya, hissetmeye’ odaklanabiliyorolduk. Bu aslında yaşanan olumsuzluk tablosunda ‘pozitif değişim’ oluşturmaktı. Bunu insani güdülerimizle yaptık. Çünkü insanın temel duyuları olan ‘görme, duyma, hissetme’ algıları biz izinverdiğimiz kadar çalışıyor. Aktarımımızı mecburiyetle azalttığımızda algımızın arttığını hep birlikteyaşamış olduk. Dünyanın gerçekten buna ihtiyacı vardı. İnsanlığın, çevrenin, sağlığın, gıdanın,çocukların, dostluk kavramının, kültürün, sanatın daha çok önemsenmeye ihtiyacı vardı. 

Yapılan araştırmalar pandemi döneminin ‘kendine şefkat’ eğilimini de arttırdığını gösteriyor. Budurum kendimizi kabullenme, anlama, sabretme, uyum sağlama davranışlarını ortaya çıkarırken aynızamanda diğer insanlara ve hatta toplumlara da empati duymayı sağladı.Evde kalmak daha çok düşünmek, daha iyi karar vermek için zemin oluşturdu. Daha iyi gelecekplanları yapmaya, hızlıca bakıp geçtiğimiz olayları daha derin kavramaya başladık. İşte gerçek iletişimde bu; daha soyut, daha duyu bazlı. Anladıkça, algıladıkça daha kaliteli aktarımlarda bulunuruz.

O halde bu zamanları daha yüksek bilinçle daha çok pozitif değişime sebep oluşturmak içindeğerlendirebiliriz. Örneğin insanı daha iyi anlamak ve ilham almak için, biyografi filmleri izleyebilirveya biyografi kitapları okuyabiliriz. İmkan oluşturmayı, azmi ve başarıyı görmek için mimari eserleriinceleyebiliriz. İnsan olmanın zenginliğini anlamak için kültür miraslarını inceleyebiliriz.

Renklere, seslere, dokulara odaklanabiliriz; aslında doğal olarak var olan potansiyel eğilimlerimizi fark etmek ve daha iyi algılamak için. Sanata eğilim ise bunları sürdürülebilir kılar. 

yeniden-algilayis-2.jpg

Yaz mevsimi için yaptığımız tatil planları vardı. Turizm sektörü yeni fikirler oluştururken biz de planlarımızı ve beklentilerimizi değiştiriyoruz duruma uyumlu olarak. Seyahat edip yeni keşifler yapmayı özledik. Gezmeyi, tatmayı, farklı deneyimler yaşamayı…Düşünün ki birkaç güne sığdırdığımız turistik gezilerde edindiğimiz deneyimler aslında oraya ait olanların sürekli yaşantısının bir parçası idi.

Biz gidip ortak oluyorduk. Farklı bir coğrafya, farklı alışkanlıklar, kültür, değişen insan profilleri…Şimdi ise belki bu coğrafi ve yaşamsal farklılıkları evimizden izleyerek, okuyup araştırarak öğrenmek bunların getirdiği toplumsal farklılıkları kabul etmek ve toplumlar arası köprüleri yeniden inşa etmek için araç olur.

İnsanın hayatını ‘araştırmacı, katılımcı, sanatçı’ olarak sürdürmesi hem doğal olarak yapabildiği hemde insan olma olgusunu sürdürülebilir kılan şeylerdir. Üstelik tüm bunlar evde kaldıkça artan yalnızlık duygusunu bastırmada da etkilidir 😉

Pandemi ortamına dünya çapında katıldık. Belki bu kişisel deneyimlerin çok ötesinde keşifler ve deneyimler için yeni bir algılayış olur.